denizi göreceksin !

21/11/2007

Ulucanlar Cezaevi

Ulucanlar, Ankara'nın en eski cezaevi halka açıldı. Tutuklular diğer cezaevlerine nakledilirken geride paslanmış demir kapılar,basık, dar koridorla, sloganları kazınmış, boyası dökülmüş duvarlar kaldı. TMMOB'un genç mimarları birbirinden güzel projeler ile Ulucanlar'ın üstündeki derin kasveti söküp atmak için öyle heyecanla ve inançla çalışıyorlar ki zihinlerdeki yerini silip atmak ister gibi.


Kimleri ağırlamadı ki Ulucanlar; Deniz Gezmiş'leri,Yılmaz Güney'i, Bülent Ecevit'leri ... demokrasi ve özgürlük yolunda siyasetçinin, yazarın, sanatçının uğrak yeri. Kimbilir kaçı bütün iyi niyetlerini burada bırakıp gitti. Kimi gençliğini, kimi düşlerini, kimi ömrünü armağan etti.


Girişte kocaman demir kapı sürgüleri açılıyor, ziyaretçi kartı yok ama kimliğinize el koyuluyor, tutuklu yakınlarını fişler gibi. Birkaç ağaç var alanda, etrafta yıkılmaya yüz tutmuş gecekondular ve devasa marketlere inatla ayakta kalmayı başarabilmiş küçük bakkallar.


Ziyaretçiler muhtemelen yan taraftaki odada görüş saatini bekliyorlardı. Kapıdan içeri gidiğinizde koridor sola doğru ayrılıyor,12.Koğuş, 12/1 ... Halka açılacağı düşünülerek temizlenmiş olmasına rağmen alabildiğine pis, ranzalar kaldırılmış ama askılıklardan anlaşılıyor boyları, tepede küçük bir pencere, tavanlar yüksek, fotoğraflar sökülmüş ama alçı ile yapıştırdıkları için yerleri belli oluyor. İki tuvalet kapıları yok, iki lavabo fayansları çatlamış, paslı...


Giriş kapısından sapmadan ilerleyince meşhur, asırlık kavak ağacı içinizi kanatırcasına bütün gerçekliğiyle karşınızda. 17 yaşındaki Erdal Eren'in idamına ve Deniz Gezmiş'in ve Hüseyin İnan'ın ve Yusuf Aslan'ın ve daha bir çok devrimcinin gençliğini burada bırakmalarına mani olamamanın verdiği hüzün ama şimdi sizleri görüyorumun sevinci var sanki dallarında. Sonra hepsinin son sözleri geldi aklıma, bir kez daha tekrarladım hüzünden çok gururla.


Kavak ağacını geride bırakıp uzunca bir koridora giriyorum. Daha çok labirenti andırıyor karanlık,dar, dolambaçlı hepsi insanlık adına, insanlık onuruna yakışırcasına ... Duvaların üstünde nöbetçi askerlerin beklediği klubeler. Duvarda birkaç 'DEP' yazısı 7. Koğuş, 8. Koğuş, isimler hüküm giyilen yılla beraber kazınmış kapılara. Hücrelerin kapıları kilitli belki işlenmiş yüzlerce cinayetin delilleri henüz yokedilmedi. Biraz ilerde betonları dökülmüş hamam ve devletin uygun gördüğü kitapları okuma yerleri, görüş salonu, görüşü gözetleyen iki göz için ayrılmış küçük bir oda.


Sonra devrimcilerin idam edilmeden hemen önce yazdıkları üstüne gece '3:05, 3:15, 3:25' diye not alınmış mektuplar ve resimlerine rastlıyorum.


Ahmet Arif ' Akşam erken iner mapushaneye' diyor ya ; Karanlık öyle ağır geliyor ki insana, tepedeki ışık kar etmiyor içinizi aydınlatmaya. TMMOB'un hazırladığı, yol gösteren levhaların üstünde 'Özgürlük...Umut...Yenileme' yazıyor. Sadece koğuşlarda aydınlatma var, çıkışı bulmanız zor oluyor. Ayrılırken Ulucanlar'ı genç mimarların güzelim ellerine bırakıyorum.


Ben girişte kimlik bırakılan yerlerde çıkışta kimliğimi geri almayı hep unuturum. Bu sefer unutmadım. Çünkü Ulucanlar'a girdiğim andan itibaren benim için önemli olan bu yaşanmışlık ve mücadele içerisinde en çok kendi kimliğimi sorguladım.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: solcucocuk | Tarih: 2008-04-03 23:45:11
    Konu: merhaba
    Blogları dolaşıyordum sizinki de denk geldi ama yazdıklarınız ilgi çekici. emeğinize sağlık. Blogunuzun takipçisiyim bundan sonra.

    Düzenleyen solcucocuk gün: 3/4/2008 saat: 23:45

    Bağlantı »

  2. Yazan: istanbulcocugu | Tarih: 2008-02-20 15:41:00
    Konu: dancer
    basak hanım su zavallı blogunuza ara sıra sevgı gosterın ya yazık ya bak uzulmus blogun yazı felan yaz olurmu sevındırı blokcugunu unutmakı hayat kısa

    Bağlantı »

  3. Yazan: istanbulcocugu | Tarih: 2008-02-13 16:30:12
    Konu: sendemi burutis diyorum
    basak hanım bakıyorumda devrımcı mucadeleyle sosyalızımle cok alakalısınzı keske bende sızın gıbı alakadar olabılseydım sızın dünyayı kurtarma ıslerınızle. bu dunyada bazı ınsanların kötü cocuk olması lazım sanırım onuda ben üslendım :) zaten bizde bu dünyada olmasak bu dünya yasanmaz bır hale gelir dimi cunku biz kötuyüz :P bazen kötülükte iylige hızmet edermıs bızde bunu kabul ettık yani

    Bağlantı »

  4. Yazan: istanbulcocugu | Tarih: 2008-01-09 19:27:18
    Konu: cok üzücü
    cezaevını gormek fırsatım olmadı ama anlatınız kadarıyla cok uzucu bir yer sanrıım ordaki kavak agacının dılı olsaydı konuşsaydı ordakı butun ıskencelerın yapılanları anlatmaya yuregı dayanmazdı devrımcı önderlerın daragacına asılmasını ısyanları haykırısları bıre bır tanıklar.duvarlar kavak agacı demır pencereler kapılar ne dıyecegımı bılmıyorum uzuluyorum bizi aydınlattıgınız ıcın cok tesekur ederız basakradikal düşüncem en buyuk onurumdur sevgılerle

    Bağlantı »

Yorum yaz!

« Önceki —